Pages

Categories

Ara

Yola Çıktım

Yola Çıktım

30 Eylül 2014
3. Kademe, Genç Düşünce Platformu, Horanta Dergisi, Öğrenci Yazıları
Henüz yorum yapılmamış

Yola çıktım, yürüyorum şimdi. Adımlarım tez ve heyecanlı. Gözlerim her yeri görüyormuş gibi hissediyorum. İştahlıyım, yeni bir şeyler görmeye, öğrenmeye… Kalbim titrek atıyor, bir telaş var içimde. Duygularım umuma açık, herkesin gördüğü bir yerlerde. Yüzüme bakan herkes, eminim biliyor hislerimi. Bu durum kızartıyor biraz yüzümü. Yolun başındayım ve şimdi ellerimde, parmaklarımda, yüzümde atıyor kalbim. Yolda karşılaştığım herkesin bildiğini varsayıyorum düşüncelerimi. Ve bucak bucak kaçıyorum onlardan. Kimsenin gözlerine değemiyor bakışlarım, bu hummalı vaziyet içinde.

Zaman geçiyor, yürümeye devam ediyorum. Fakat yüzümün rengi solmuş, adımlarım tekliyor gibi. Kendi düşüncelerimin yoğunluğundan kurtulmuş gibiyim. Bu sefer başlıyorum bakmaya, insanların ifadelerine, biraz heves için. Kimisi bakmıyor yüzüme, kimisi de bakıp benim gibi şimşek hızıyla kaçırıyor gözlerini. Ancak aynı yoldayız. Aynı yoldayız ve karıncalar gibi selamlaşmıyoruz yolumuzdaki hemcinslerimizle. Umursamıyor da değiliz fakat kaçıyoruz sadece. Neden? Neden bu birbirimize olan yoksunluğumuz? Birimiz, bir diğerinin fikrine muhtaç değil mi? Bu düşüncelerle bir zaman daha geçiriyorum yolumda. Ve canımı yakıyor bu uzaklık insanlar arasında. Düşünüyorum, herkes benim gibi mi? Onlar da mı yola bir heyecandır çıktı? Sonradan kaybetmiş olmalılar ruhlarının parıltılarını. Nasıl bu kadar uzağız birbirimize? Hepimizin kendi demir parmaklıkları arkasında, kendine özel hayatı… Garip, aynı yol üzerinde… Şehrin uğultusu veya kulaklıkların işgali var beyinlerimizde. Kuş sesleri dahi duyulmuyor artık. Biz bu makine beyinlerle, nasıl bakarız birbirimizin gözlerine? Yolum uzadıkça uzuyor, sonunu bulamıyorum! Ancak, kayıp da değilim işin dahası… Gayet de iyi biliyorum yolumu. Hiç sapmadan, adeta kurulmuş gibi, dümdüz gidiyorum yolumda. Gideceğim yerden eminim. Hatta yolun sonunu da bilir gibi bir halim var. Bakıyorum, yabancı yol arkadaşlarıma, durum aynı. Gideceğim yere programlanmış gibiyim. Unutuyorum, gideceğin yer değil, yolculuğun kendisidir güzel olan. Unutuyorum, yolumdaki yanlışları el yordamıyla düzeltmeyi. İyilik üzere yaratılmış fıtratım sebebiyle, kötülüklere buğzetmeyi, unutuyorum.

Kediden korkuyoruz, çiçekten alerji kapıyoruz, sinekten kaçıyoruz yol üzerinde. Gün geçtikçe, yol uzadıkça uzaklaşıyoruz tabiattan. Yeni yeni hastalıklar edinir olduk. Nasıl kurtulacağız bu hastalıklı ruh hallerinden, birbirimizin gözlerinden kuvvet alamazken? Yolumuza rast geldi bir âdem… Bu hal üzreyiz ki: Nereye baksam da oraya bakmasam, şu zaman bir an önce geçse… İşte böyle bir çılgınlıkla kaçar olduk birbirimizden. Asıl kaçtığımız, kendimizden, korkumuz fikirsizliğimizden. Hiçbir fikrimiz yok. Duymadınız mı? Son dönemlerin en popüler cevabı: Hiçbir fikrim yok.

Yol devam ediyor anlaşılan. Artık yürüyor muyum, yürümüyor muyum belli değil. Bir hevesle, öğrenmeye istekle çıktığım bu yolda öğrendiğim bir şeyler var mı? Yoksa kendi zihnimdeki düğümleri iyice kör düğüm mü yaptım? Galiba, hiçbir fikrim yok. Yalnız, yolun başında kalbim parmak uçlarımda atıyordu, şimdi kalbimin sesini duymuyorum.

BETÜL BALABAN
GDP 3. KADEME



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>