Pages

Categories

Ara



Okulda Üniformaya Karşı Çıkıp Sokakta Tek Tip Giyinmek!

Okulda Üniformaya Karşı Çıkıp Sokakta Tek Tip Giyinmek!

24 Aralık 2014
Genç Düşünce Platformu, Öğrenci Yazıları
Henüz yorum yapılmamış

Ne zamandır kullanılan bir terim “moda tutkusu (fashion passion)” bilemiyorum; ama eski olmasına pek ihtimal vermiyorum… Moda ki, birkaç kelimeyle açıklanacak kadar basit; fakat onca basitliği ve saçmalığına rağmen hâlâ geçerliliğini koruyabilir olmasıyla da karmaşıktır. Oscar Wilde: “Moda dedikleri şey o kadar çirkindir ki her altı ayda bir değiştirirler.” Moda, altı ayda bir değişen dayatmalarıyla, tüketime hizmet eder. Tüketim ekonomisi ne kadar eskiyse, moda da en fazla o kadar eski olabilir ve dolayısıyla modaya tutkuyla bağlanmak da…

2004 yılında modayla ilgili yapılan genel yorumlarda 80’ler için “korkunç” ve “çirkin” kelimeleri kullanılırken, şu anda 80’ler baş tacı edilmekte… Hatta bundan birkaç sezon önce vatkalı omuzlar kesinlikle uzak durulması gereken ayrıntılarken, son sezonlara girerken “trend alarmları(trend alert)” vatkalar ve 80’li yılların geri dönüşü için çalmaya başladı.

Esasında, moda gibi bir olgudan, tutarlı olması beklenemez; tüketimi maksimuma çıkarmak için, kötü ile iyinin kısır bir devir içinde olması gerekir. Böylece iki sezon önce giyerken takdir edilen, alkış toplayan bir kıyafet, günün şartlarına göre çöpe atılmayı hak eden, saklanılması gereken bir suç aleti havasını alır. Ve çöpe giden kıyafetin yeri asla boş kalmaz, zira moda her zaman bir adım öndedir… Siz yeni sezonun modasına ayak uydurabilmek için çırpınırken, çöpe giden ve yerini dolduran, garip bir şekilde kişiliğinizde daha önemli bir konumdadır.

“Modaya özgürlük!” veya benzeri şekillerde, modayı özgürlükle bütünleştiren alışveriş merkezlerine eli boş cebi dolu girip, cebi boş eli dolu çıkmayı özgürlük ve kendine saygı duymak olarak gören kişiler, aslında özgürlüklerini elinden alanın moda olduğunu neden göremezler? Moda, bireyin kişisel tercih ve zevklerini hiçe sayarak, “toplumun eğilimi” şeklinde tanımlanan trendleri yüceltmez mi?

Önemli olan ne giydiğin değil, kombinse eğer, bu kombinler neden sezona uygun seçilme zorunluluğu taşır güzel olmak için? Televizyonlarda program yapanlar, moda editörleri, her sezonun trendlerine hayran kalırken, neden “out” olduğu söylenilen kıyafetlerini giymezler?

İnsanlar genelde, nicelik olarak çok büyük; nitelik olarak ise mana ifade etmeyen, gittikçe büyüyen dolaplarını doldururken, “rahatladıklarını” ve “kendilerini önemli hissettiklerini” söylerken ciddi olamazlar bence. Kendilerini önemli hissetmeleri, kendileri olabilmeleriyle daha yakından alâkalı olmalıdır. Ama moda, onlara benlikleri içinde özgürlük vermez, çok büyük baskı ve sınırlar altında bir özgürlük(!) verir. Eğer bir kişi kendini toplum tarafından kıskanılacak ve özenilecek biri olduğunda önemli hissediyorsa, bu kişi kendi içini dışa yansıtmaktan büyük ölçüde kaçmaktadır. Bir kişinin kendini ne zaman, nasıl ifade edeceği o kişi tarafından belirlenmiyorsa, o kişinin ifade edeceği bir kendisi kalmamıştır.

Görünüşün, sakladıklarından çok önem taşıdığı bir düzen… Öyle ki satılan ve satın alınanlar paketler, süslü paketler. Satılanlar ya kullanışsız ya da kullanışını gizleyecek kadar süslü. Dükkânları arasında gezerken vitrinlere, vitrinde gördüklerine âşık olup, onsuz yaşayamayacağını, bir kıyafet için her şeyini veren insanlarla dolu her yer. Ayakkabılara bağımlı olan, “şeker için yaşayan(live for sugar)”, başka bir deyişle, tek derdi nefsine hizmet olan ve bağımlı olduğu her şey gibi, kendini de süslü bir paket hâline getiren, bunu yaptıkça kendine hayran olan / hayran olunası zanneden insanlar…

Daha küçük çapta düşünmek gerekirse, puşiyi boynuna, bazı değerleri savunmak için değil, çevresindekilerden geri kalmamak için takan gençleri görürüz bu sefer. Boynundaki puşinin Filistin’de ve daha birçok yerde yapılan zulme karşı duruş olduğunun farkında olmadan, daha da kötüsü böyle bir ihtimali göz önünde dahi bulundurmamış ve o puşiyle beraber hiç erinmeden üç çizgili kıyafetler giyip, arkadaşlarıyla sırf popüler olduğu için gittiği kafede (evet, o malum kafe) çektiği tonlarca fotoğrafı yine insanların paketleri üzerinde yoğunlaşan bir internet sitesinde paylaşması ve çokça “beğenilmesi (hatta “like”)” gençlerin hayatı… Okulda üniformaya karşı çıkıp, sokakta tektip gezinmekten memnuniyet duyan genç, karşı olduğunu söylediği çoğu eylemi bizzat gerçekleştirirken rahatsız olmamaktadır. Belki de şimdi gençlerde iki yüzlülük ve çelişkilerle dolu olmak modadır, kim bilir?..

İnsanlar artık harcayamayacakları, tüket(e)meyecekleri, kır(a)mayacakları ve evcilleştir(e)meyecekleri hiçbir şeye inanmıyor. Kendilerini, zihinlerinde oluşturamayan insanlar, var olmak için başkalarının gözlerine/onayına ihtiyaç duyuyor.  İnsanlar dünyaya ne için geldiklerini, ne / kim için yaşadıklarını unutmuşlar. Bu unutma eylemini daha büyük ölçüde gerçekleştirebilmekse imrenilecek bir durum haline gelmiş. Oysa bir gayemiz vardı bizim, zaman ve mekânı aşan…  Şimdilerde ise zaman ve mekân ön planda. Modanın ömrü ne kadardır bilinmez; ama bağımlıların farkında olmadığı şey hepsinin “moda kurbanı(fashion victim)”ndan çok, kendileri olamayışlarının kurbanları olmaları…

Züheyra Tokaç



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>