Pages

Categories

Ara



Öğrenci İçin Ödev Ne Demek?

Öğrenci İçin Ödev Ne Demek?

28 Aralık 2014
Genç Düşünce Platformu, Öğrenci Yazıları
Henüz yorum yapılmamış

Birçoğumuzun baş ağrısı olarak tanımladığı ödevlerin sözlükteki anlamını bilen kaç kişi vardır? Bir kavramı tam olarak tanımlayamazken onun hakkında yorum yapmak öğrenciye yakışır mı? İnsanın bir kavramı kendi yaşamına uygun olarak tanımlaması için önce gerçek anlamını bilmesi gerekmez mi?

Türk Dil Kurumu’nun sözlüğüne bakarsak ödevin ilk anlamı “Yapılması, yerine getirilmesi, insanlık duygusu, töre ve yasa bakımından gerekli olan iş veya davranış, vazife, vecibe.”dir. Fakat bu ifadedeki “insanlık duygusu” kelime öbeğinin altını çizmek gerekir. Çünkü bu duygu ödevlerin yapılmaması halinde vicdan azabına dönüşür. Oysaki çoğumuz bu vicdan azabını yaşamayız.

Tanım üzerinden devam edersek ödevin TDK’nın sözlüğündeki ikinci anlamı “öğretmenlerin öğrencilere okul dışında yapmaları için verdiği çalışma”dır. Bu ifadenin dikkatle incelenmesi, okullardaki ödev anlayışının ne kadar yanlış olduğunu görmemiz için yeterlidir. Çünkü bu ifade bize ödevlerin okul dışında yapılan bir çalışma olduğunu söyler. Yani ödevlerde amaç, öğrencinin okul dışında da çalışmasını sağlamaktır. Bizimse anlayamadığımız şey şudur: Öğretmenlerimiz amacına ulaşmadığını bile bile neden ödev vermekte ısrar ederler? Sonuçta bir eylem ancak amacıyla vardır. Amaca ulaşılması imkânsız olduğu halde eylemi gerçekleştirmek beyhude bir çabadır. Eğer ödev miktarı arttıkça okulda yapılma oranı da artıyorsa burada bir zıtlık vardır. Bu zıtlığı yaşarken öğrenciyi amacına uygun olarak ödev yapmaya teşvik için tek çözüm, ödev miktarını uygun hale getirmektir. Her öğretmenin dediği gibi kısa süreli ama sürekli bir çalışma, tek seferde yapılan uzun süreli bir çalışmaya oranla çok daha etkilidir ve başarı getirir. Sonuçta ödevler suda çözünen vitaminler gibidir; günlük belirli bir miktar vitamin almak sağlık, tek seferde çok fazla almaksa israf getirir. Diyeceğim şu ki insandan, akıldan, zamandan tasarruf etmenin yolu düzenli ve uygun miktarda verilen ödevlerden geçer. Tabiî bir de işin “+” veya “-“ alma kısmı var. Belki ömrümüz boyunca yüzlerce artı almış olan bizler başımızın göğe erdiğine inanmıyoruz. Eğer biz o artıları alabilmek için gece yarılarına kadar uğraşmışsak aldığımız artılar emeğimizi küçümsemekten başka bir şey değildir. Artı denen sembolün içinin ne kadar boş olduğunu bir öğrenciden daha iyi kimse bilemez. Sonuçta artının temsil edebileceği tek şey yapılması gereken bir işin yapıldığıdır. Oysa söz konusu olan sadece tamamlanmış bir ödev değildir. Bir öğrencinin eğlenceden kıstığı zaman, alışkın olmadığı halde katlanmaya çalıştığı uykusuzluk, dayanmak için içtiği kahve, biraz dinlenip devam etmek isterken uyuya dalışı, “Ya eksi alırsam!” korkusu… Hepsi ama hepsi yapılan ödevlerde gizlidir. Bir öğrencinin gözlerine bakarak uykusuz olduğunu anlamak kolaydır; ama bunu yaptığı ödeve bakarak anlamak zordur. Marifet, aynı gözlerdeki “Bugün mola verelim.” isteğini görebilmektedir.

Her şeye rağmen ödevlerin hakkını yememek lazım. En azından ödev amaçlarından birine olsun ulaşabiliyor. Her ne kadar öğretmenlerin istediği şekilde olmasa da öğrenciyi cevap anahtarıyla haşır neşir edebiliyor.

Cevap anahtarı olan ödevlere, sevgilerimle…                                                                                                                                                                                             Meryem Yılmaz

 



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>