Pages

Categories

Ara

Modernizm Tapınağı

Modernizm Tapınağı

MODERNİZM TAPINAĞI

Modern dünyaya adım atmadan önce olacaklardan habersizdi insanoğlu. Nereden olsundu haberi? “Eskiyi bırakıyoruz, hayat daha rahat olacak, her şeye kolayca ulaşabileceğiz, modern olacağız” diye düşünmüştü. Doğru da düşünmüştü. Modernleşti insanoğlu. Her şeye kolayca ulaşabiliyordu, hayatı artık daha konforluydu, hiç olmadığı kadar! Ancak, unuttuğu bir şey vardı: Alex Huxley’in “Yeni Cesur Dünyasında” huzur, kenti çoktan terk etmişti!

Alışverişe gidiyor, ihtiyaç duymasa da, reklamların büyüsüyle canının çektiği her şeyi alıyor, her istediğini yapıyor, tıka basa yiyor, içiyor, eğleniyor ve aldığı kiloları vermek için soluğu spor salonunda alıyordu. Evine döndüğünde ise kendini karşılayan, koca bir boşluktu. Kendine bile tarif etmeye korktuğu bir huzur yangınıyla karşılaşıyordu. Bu yangının alevleri tüm benliğini sarmadan önce bir şey yapmalıydı. İtfaiye olarak yardımına koşan kurtarıcıları, saçma programlarla ruhunun sorularını boğacak olan televizyon ve vicdanının kanamasını durduracak tek merhem olan internetten başkası değildi. Sonrası mı, yemek, içmek ve eğlenmek için yeniden alış-veriş merkezlerinde pineklemekten başka yapacağı bir şey yoktu. Ona bu kısır döngüyü, “anı yaşamak” olarak öğretmişlerdi. Sadece nefes alıp vermekse yaşamak, evet yaşıyordu. Aldığı ve verdiği her nefesin derinliklerinde yittiğinin farkında olmadan, hazinelerini kendi eliyle yağmalayan bir harami gibi yaşıyor ve aslında yaşlanıyordu.

Modernleşti insanoğlu evet, ama medenileşemedi! Huzuru ve mutluluğu kaybetti. Bir ip yumağı gibi karıştı benliği. Modernleşeceğim diye kendine yabancılaştı, kendini unuttuğunu bile unuttu. İçindeki bilinç tohumunu kuraklığa hediye etti. İhtişamı kendi bakışında arayacağına, baktığı şeylerde aramaya başladı. Güçsüzleşti, ürettiği tüm kitle imha silahlarına rağmen. John Dewey’in “Modern insan, tarihin her dönemindeki insandan daha güçsüzdür.” sözünü duyduğunda burun kıvırıp geçmişti halbuki. Şimdi bu sözün doğruluğu yüzüne hışımla çarpıyordu.

Maddeye önem verdiği ölçüde ruhunu ihmal etmişti. Kendisinin iki yönlü bir varlık olduğunu ve bu ikisinin bir dengede bulunması gerektiğini unuttu. Dünya rüzgarına kapıldı benliği ve unuttu ilerisini. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamaya başladı. Peki tüm bunlar nasıl başladı? Yavaş yavaş anlıyordu galiba. Özenmek ve taklit. Allah’a kulluktan uzaklaşınca karşısına çıkan her eşyanın ve makamın kulu ve kölesi olmuştu özgürlük naraları atarak. Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmayı bıraktığı gün ahlak adına tutunacağı hiçbir dal kalmamıştı. Allah’ın boyasıyla boyanacağına gözüne çarpan her nesnenin rengini almıştı ruhu. Ve ışığını kaybetmişti gözleri, Camus kadar anlamsız, Nietzsche kadar kibirli ancak onun kadar zayıf bir dünyada. Oysa sadece şu ayeti hatırlasa her şey ne kadar farklı olabilirdi: “Allah yerlerin ve göklerin nurudur.”

Modernizm macerasının başında mutluydu insan ya da öyle hissettiğini sandı. Şimdi bu ruhsal bunalım da nereden çıktı? Nasıl ve ne zaman başladı bu kriz, bu çöküntü? Cevabı ta içerden duydu sanki: Ruh hakikatten uzaklaştığını fark ettiğinden beri. Kamışlıktan kopmuş ney gibi inledi başta. Ruhu aşkı tanıyana kadar bu inleyiş devam edecekti. Ruh aşkı tanıdı mı bırakamazdı. Artık özüne dönmenin ve kendini bilmenin zamanıydı. Öz bilinç anahtarıyla ancak Marifetullah kapısının kilidini açabilirdi. Neden sonra Gandi’nin şu sözünü hatırlamalı, “İsteğin olmadığı yerde sevgi de yoktur.” Ceketini alıp, insan ruhunu dikkate almadan inşa edilen ve bu yüzden insana uymayan bu evi terk ederek kendine doğru bir hicreti gerçekleştirmeye karar verdiği gün, insanoğlu vuslatı ve huzuru yanı başında bulacaktır.

ZEYNEP ŞULE EVREN
GDP 2. KADEME


1 Yorum

  1. Necla Ertürk

    17 Ekim 2014, 10:09:09

    Zeynep Şule Evren yaşını bilmiyorum öğrenci olduğun için en fazla 16’dır diye tahmin ediyorum bu yaşta yazdığın bu makale benim gözlerimi doldurdu seni yürekten tebrik ediyorum ne kadar da tespitin doğru. Allahı unutup mutlu olmayı modernize edilmiş hayatta bulmaya çalışıyoruz.Ruhumuzun mutlu olmasının tek sırrı Marifetullahta’dır. Huzuru bulmamızın sırrı ise huzur İslamda’dır sözüdür. Çok özlü bu yazın için sana teşekkür ediyorum benim ve tüm müslüman kardeşlerimin evlatlarıda inşaallah bu mantığı bu kadar genç yaşta ( senin gibi ) idrak edebilirler. Rabbimden hayırlı ömürler diliyor, Rabbime emanet olmanı niyaz ediyorum…



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>