Pages

Categories

Ara



Kırkikindi Yağmurları

Kırkikindi Yağmurları

16 Eylül 2014
Genç Düşünce Platformu, Horanta Dergisi, Mezunlar, Öğrenci Yazıları
Henüz yorum yapılmamış

“Bu göğe bir yağmur lazım”
Turgut Uyar

Uyanış, neşe, yorgunluk ve yeşil. Bu kelimeler ilk bakışta birbirlerine pek uymuyor gibi görünseler de size pek yakışır sizi açarlardı. Açıklarlardı. Ben insanlar hakkında uzun uzun konuşamayan biriyim. Onun için siz anlatmaya bu kelimeleri seçtim.

Uyanış. Daha çok pankartlarda ya da ideoloji şiirlerinde rastladığımız bu kelime hiç de sloganik duymazdı üzerinizde. Oldukça sade ve doğaldı. Topraktandı. Onun için her an uyanık olmazdınız siz, her an uyanışta olurdunuz. Bir yolculuk gibiydi bu kelime sizinle. Siz bu kelimeyle tüm kış beklemiş ve Mart geldiğinde “sıkıntıdan çatladım” diyerek toprağı çatlamış bir tohum gibiydiniz. Uyanıp sabah rüzgârını içine çekerken neşelenen bir tohum.

Neşe: İsimler gökten inermiş. Doğru. İsminiz gibi hep neşeliydiniz. Gerçi siz genellikle diğer isminizi kullanmayı tercih ederdiniz. Yine de isim olarak reddettiğiniz bu kelimeyi sıfat olarak çok severdiniz. Gülümserdiniz. Podyumda hissetmeden kendinizi somurtkan suratsızlara ders verir gibi gülümserdiniz. Mutsuzken bile. Çünkü umutsuz olmazdınız hiç. Gülümsediniz, neşe gülümseyiş olurdu. Ah! Ben yalnız gülümsemenizi önemseseydim bunlar olur muydu?

Üzgünüm. Benim somurtkanlığım bana yetimhaneden miras kaldı. Somurtarak geçirdiğim çocukluğumdan. Ne zaman çocukluğum demek zorunda kalsam üzerime bir yorgunluk çöker. İzninizle diğer kelimeye geçeyim.

Yorgunluk: Hiç yorulmayan birinin bu kadar yorulması bir tezat değil. Bir realite. Siz devam ettikçe uyanmaya, neşelenmeye, gülümsemeye ben yorulurdum. Ani geçişlerinizde. Arkasından koşup yetişemediğim yol arkadaşımdınız. Geride kaldığım için beni fark etmezdiniz. Koşardım. Yine de arkanızda kalırdım. Bazen yaklaşırdım ama cesaret edip yanınıza varamazdım. Sonuçsuz yorgunluklar kalırdı akşama.

En çok gözlerinize bakarken yorulurdum. Yeşilinizle yarardınız beni. Yorulmadan yarardınız.

Yeşil: Zümrüt gibiydi gözleriniz dersem adi bir yalan olurdu bu. Çalıntı bir yalan. Zümrüt gibi değildi gözleriniz. Cansız iki taş değildi. Hayır. Orman gibiydi. İçinde dolaşırken aniden yırtıcı hayvanlarla karşılaşabileceğim, hep çayırlarına uzanmak istediğim iki orman. Yemyeşil ve sıkı yapraklarla örtülü içini göremediğim iki cennet.

Cennet kelimesinin anlamının üzeri yeşil ve sıkı yapraklarla örtülü demek olduğunu ya da mecnun kelimesiyle aynı kökten geldiğini söylemiş miydim size? Söylememiştim. Ne çok isterdim hâlbuki?

Görüyorsunuz sizin için seçtiğim kelimeler bitti. Söyleyemeden pek çok şeyi. Ani geçişlerinizden bahsedemeden mesela. Hiçbir ruh haline tahammül edemeyişinizden. Bazen öylesine sıcak davranırdınız size gülümseyebilirdim. Ama nerden esip nerden gürleyeceğiniz belli olmazdı işte. Çatıverdiniz kaşlarınızı, gülümsemenizi kaybetmeseniz de havanız değişirdi. Üşürdüm. Bazen de mesafeli davranırdınız. Ben de mesafeli dururdum. Sonra güneş gibi ısıtırdınız etrafı. Mesafeler fazlalaşırdı. Gülümsemekte zorlanırdım.

Henüz gidişinizden de söz edememiştim. Bütün hayallerimi öksüz bırakışınızdan. O belalı bahar günü, korkunç bir trafik kazasında. Hayır. Bu bir Türk filmi değil. Siz böyle gitmediniz. Onun ellerinden tutup hadi gidelim dediniz. Bizim bölüme yeni gelmişti herhalde. O zamana bir gizli özneydim. Belirtisiz nesne oldum ikinizi birlikte görünce.

Bir üçüncü adam şiirindeydi “onlar ersin muradına/ Ben arkadan toplayayım yüreğimi” diyordu. Siz sevip anlamıştınız. Bana çekip gitmek düştü aynı şiirden.

Buralarda her şeye dönüp baktığımda en büyük acımın size bir kez bile “sen” diyememekte olduğunu görüyorum. Bir kere, tek bir kez cesaret edebilseydim sen demeye SEN İLKBAHARSIN derdim. O zaman yorgunlukta, yeşil de, neşe de, uyanış da, aniden bozan yahut açan havalar da yerini bulurdu ilkbaharda. Kim bilir belki ben bile bir yer bulurdum.

Ne yapayım bu kişilik bana yetimhaneden miras kaldı. Sönük ve cesaretsiz. O yüzden size şöyle söyleyebilirim. Hoşgeldiniz. Evet mutlu bitmedi sonu. Kırk gün kırk gece düğün edemedik. Bu bir peri masalıda değil zaten. Bu benim öyküm. Tüm hayatım boyunca yalnız sizin için isteyerek ağladım. Ağlatılmadan. Kırk gün kırk gece düğün etmedim ama kırkikindi boyunca yağmurlara eşlik ettim. Hoşgeldiniz. Göğüme kırkikindi yağmurlar getirdiniz.

Meryem Elif

GDP Mezunlar Kademesi



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>