Pages

Categories

Ara



“Kim demiş masal basit bir şey, belki de masal en güçlü şey.”

“Kim demiş masal basit bir şey, belki de masal en güçlü şey.”

14 Kasım 2014
Öğretmen Yazıları
Henüz yorum yapılmamış

“Kim demiş masal basit bir şey
Belki de masal en güçlü şey.”

Masal

Çocuk ruhum kaygılardan âzâde,

Yüzlerde nûr, ekinlerde bereket…

At üstünde mor kâküllü şehzade,

Unutmağa başladığım memleket…

Şakağımda annemin sıcak dizi,

Kulağımda falcı kadının sözü,

Göl başında pâdişâhın üç kızı,

Alaylarla Kaf dağına hareket…

Orhan Veli Kanık

 

 İşte masal…

 İnsanoğlunun, kendini güncel kaygılarından sıyırıp dert ve sıkıntılarını unutmak için icat ettiği bir hayal banyosu…

 İmge ve fantezilerle bezenmiş bir lirizm…

 Bize çağlar öncesinden yuvarlanarak gelen bir stres topu… Ruhu dinginleştiren bir terapi…

 Masal analarının edep kokan ağızlarında kurulup gelişen bir dil okulu…

 Geçmişin ocak başlarında zevkle tüketilen bir avuç çerez.

 Sevimli yumurcakların meraklı kulaklarına heyecan üfleyen, kuş tüyü bir yastık…

 Kısaca masal; sözlü ve yazılı edebiyatımızın büyük anası.

Dün, şarkın gizemli dehlizlerinden süzülüp gelen 1001 Gece Masalları vardı. İçinde cinlerin, perilerin, dev analarının ve iyilik perilerinin cirit attığı bu masallar, okumuş ya da sıradan, bütün insanları aynı derecede mutlu ederdi. Kimi geceler, ocak başına davet edilen bir masal anası, dinleyicilerini bir uçan halıya bindirip “Çin-i Maçin”e seyahat ettirir kimi zaman, Alaaddin’in lâmbasından başını uzatan sevimli bir cin, her türlü buyruğa boyun eğerek en onulmaz dertlere çare bulur, en imkânsız işleri bir çırpıda çözüverirdi.

Bir büyülü sözcük, en sağlam kale duvarlarını deler, kilitli demir kapıları açar, yalçın kayaları tuzla buz edebilirdi. “Açıl susam açıl!” demek yeterliydi.

Çocuk gönlümüzü kaygılardan uzak tutan masal tadı, bugün de değişmedi. Bütün edebî türlerin üzerine kol kanat geren masalın o anaç tavrı, günümüzde de aynı tazeliğiyle devam ediyor. Ama ne var ki, masal türünün ana malzemesi olan hayal ve fantezi, görsel teknolojinin acımasız tavrı karşısında, edebî güzelliklerin önüne aşılması güç bir engel koymuştur. Sözlü ve yazılı anlatımın büyülü lirizmi yok olmaya başlamıştır. Masal, bir dil mektebi olmaktan çıkmış, kolayca tüketilebilen bir dijital oyuncak hâline dönüşmüştür. Bizi de kaygılandıran budur. Dahası, çocuklar için edebiyat üretenlerin ortak kaygısı bu olmalıdır. Masal dilinin, o özgün ve gönül okşayan tadına sahip çıkılmalıdır. Televizyon ekranlarında cömertçe kullanılan görsel masal efektlerinin, dilin edebî güzelliklerine tepeden bakan o ukalâ tavrına karşı “tavır” konulmalıdır. Çocuklarımızı bu güzelliklerden mahrum bırakmamak için, topyekün bir masal seferberliği başlatılmalıdır. Zevkle okunabilen, düzeyli metinler oluşturulmalıdır. Bunu yaparken de bir taraftan “çocuklarımızın rüyasını çalan camgöz”ün (tv’nin) soyut mekânda sunduğu sanal kahramanların büyüsünü bozacak nitelikte fanteziler bulunmalı, bir taraftan da çocuklarımızın sözlü ve yazılı ifadelerine edebî zenginlik kazandıracak bir üslûp seçilmelidir. Belki o zaman, okumayı seven, okumaktan zevk alan, okumayı bir tutku hâline getiren bir insan mayasını oluşturabiliriz.

(Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim Dergisi,  sayı: 41)

“Kim demiş masal basit bir şey

Belki de masal en güçlü şey.”

Masal ve hikâye…

Ne faydası var?

  1. Hikâyelerde, mesellerde ve kavramlarda insanın kendisini tanıyıp çatışmalarını çözmesine yardımcı olacak fantezi ve sezgiye daha fazla yer veriliyor
  2. Değerlerin ahlaki görüşlerin ve örnek davranışların insanların bilincine aktarılıp yerleştirilmesi içinde araç olmuşlardır.
  3. Hikâyelerdeki ahlak değişik şekillerde ifade edilmektedir. Bazı hikâyelerde bu apaçık ortadayken, bazılarında gizli veya imalı şekilde verilir.
  4. Hikâyeler, peri masalları mitoslar, kıssadan hisseler masallar şiirler fıkralar vb. sanatın dışında halk pedagojisi ve terapisinin araçlarıdır.
  5. Dildeki imgeler; kavramayı sağlıyor ve anlayış gösterme yeteneğinin gelişmesine yardımcı oluyor
  6. Hikâyelerdeki örnek bilinçli olarak kullanıldığında, kişinin kendi dünyasından olmadığı ve zayıflıklarının açığa çıkarılmasına bağlı direnci harekete geçirmediği için kişinin çatışmalarına karşı yeni tutum geliştirmelerine yardımcı olur.
  7. Hikâyelerin içeriklerini özümseyen onlardan sonuçlar çıkarıp içselleştiren dinleyici ve okuyucular için hikâyeler birer tedavidir.
  8. Hikâyeler beklenmeyen,şaşırtıcı fakat aynı zamanda “gerçek ve “pozitif”çözümler sunar. Mantığa ve gerçeğe uymasa bile çatışmaların kafesinden dev bir sıçrayışla kurtulmayı sağlar
  9. Hikâyeler sağ hemisfere hitap eder. Sezgiye ve fanteziye. ( sol hemisfer kavrayış ve aklı temsil eder.) Akıl ve mantık tek başına sorunların üstesinden gelemediğinde hikâyeler terapötik olarak önem kazanır.kişi fanteziye ulaşır ve hikâyelerin sözel imgeleri düşünmeyi öğrenir.
  10. Hikâyelerin yansıyan ve yansıtan ayna işlevi vardır. Hikâyelerdeki imge zenginliği hikâyelerin içeriğini egoya yakınlaştırır ve okuyucunun yada dinleyicinin bu imgelerle daha kolay özdeşleşmesine yardımcı olur.
  11. Hikâyeler birer modeldir.
  12. Hikâyeler aracıdır. Hikâyenin filtre özelliği vardır.hikâyeler kişiye normalde kendinde bulunmayan iletişim şekliyle kendini ifade etme şansı da sağlar.
  13. Kültür aktarımı işlevini yerine getirir. kural ve kavramlar hakkında bilgi verir; değişik düşünce modelleri gösterir ve kişini  kavram ve çözümler repertuarını zenginleştirmeyi sağlar.
  14. Hikâyelerin anlatıldığı ortam açıklığın dostluğun ve işbirliğinin olduğu bir ortamda daha etkilidir
  15. Hikâyeler ahlaki, felsefi ve dini mesajları iletmenin uygun araçlarıdır.

Abdullah Aksu

Çınar Koleji PDR Koordinatörü



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>