Pages

Categories

Ara



İyiliğimizi İstiyorlar. Vermeyelim!

İyiliğimizi İstiyorlar. Vermeyelim!

17 Eylül 2015
Genç Düşünce Platformu, Horanta Dergisi, Öğretmen Yazıları
Henüz yorum yapılmamış

İyiliğimizi İstiyorlar. Vermeyelim!

Her ne vakit değerler ve gidişat üzerine düşünmeye başlasam, Çinlilerin o meşhur bedduasını hatırlarım: “Allah seni ilginç zamanlarda yaşatsın.” Çinliler bu “ilginç zamanlar” tamlamasıyla neyi kastederler bilmem. Bendeniz; ilginç zamanların doğru ile yanlışın, iyi ile kötünün, güzel ile çirkinin yer değiştirdiği bu günlere denk düştüğünü düşünüyorum. Her şeyin mecrasını kaybettiği, huzur ve iyiliğin konfora kurban edildiği, ihtiyacını en çok bu zamanda duymamıza rağmen merhamet ve şefkatin el etek çektiği bir dünyada “İyilik nereye düşer usta?” diye sormadan edemiyorum.

İnsanların; bütün dikkat ve mesailerini, arızi ve fani olan bedene yönelttiği,  asıl ve asil olan ruhun ihmal edildiği günümüzde; iyilik, Kaf dağının ardında yaşayan bir peri kızı. Modern insanın ruhu kanıyor, sızlıyor. Acılardan kurtulmak için hızını artırıyor. Huzursuzluğu arttıkça konforunu çoğaltmaya çalışıyor. Tene vuran acılara pudra çekiyor. Çatlaklar kapatılamayacak kadar derinleşirse alasından bir maske ediniyor. Çılgınca bir koşu tutturuyor. Ruhunu gerilerde bırakıyor, ölüme terk ediyor. Duyargalarını yitirmiş, iyilik ve güzellik üretemeyen, hantal ve ölü bir kalple; sokaklara, alış-veriş merkezlerine, alkole, silaha ve acımasızlığa abanıyor. Şefkat ve merhametin olmadığı bir yerde ahlak olmaz; ahlakın olmadığı yerde de iyilik ve güzellik. Yani mesnedi ruh olmayan hiçbir eylem iyilik ve güzelliğe dönüşemez.

Modernizmin en önemli misyoner ve enstrümanlarından olan medya, moda zihniyetiyle inşa edilen “çakma” kahramanlarla seküler bir ahlakı pazarlıyor. Bu ahlak, hikmetle, kadim ve evrensel ilkelerle de çatışan elbette ki kapitalist bir ahlak. “An” dünyada tecrübe edilmemiş hazlar için bir fırsat olarak yeniden tanımlanıyor.   İyi olmak değil, zengin olmak yüceltiliyor.. Her şey tüketilmek ve “ben”i beslemek üzere tasarlanıyor. Bu besleme, trajik bir şekilde tekâmülden ziyade şahsiyetin tükenişine hizmet ediyor. Birey kendine yeter hale getirilmeye, her türlü bağlılıktan kurtarılmaya çalışılırken bağımlılıklara sürüklenip kendi nefsine mahkûm oluyor. Hazların girdabında ufalanıp gidiyor.

İyiliğin hayat bulabilmesi için iyiye, iyinin hayat bulması içinse iyiliğe ihtiyaç var. Kalbin yaralanmış, zayıf taraflarını bir iyilikle güçlendirip, ruhun eskiyen ve yaralanan yerlerini bir iyilikle tedavi ederiz. Yani; iyilik, iyinin; iyi, iyiliğin rahmi.

 İyilik yapmaya yakınlardan başlanır. Bu anlamda insan önce iyilik yapmaya kendinden başlamalı. Bütün kötülük ve çirkinlikleri iyilik ve güzelliğe dönüştürecek ruh kozasını yeniden inşa etmeli. Varoluş sırrının peşine düşmeli. Herkesin uykuda olduğu vitrinlerin ışıklarını söndürdüğü demlerde diz çöküp kalbine bir yolculuğa çıkmalı. Çünkü “Yola çıkmak, ruhun sızısına şifa aramaktır.” Zahmetli de olsa bu ince yürüyüşü göze alabilmeyi, iyilere karışabilmeyi hiç olmazsa iyilerle olabilmeyi dileriz.

Ali Ramazan Tokalı
GDP Koordinatörü



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>