Pages

Categories

Ara

İslam ve “–izm”ler

İslam ve “–izm”ler

2 Ekim 2014
2. Kademe, Genç Düşünce Platformu, Horanta Dergisi, Öğrenci Yazıları
Henüz yorum yapılmamış

“İslam, Mekke denen çölün ortasındaki bir şehirde yaşayan;  yetim, öksüz ve fakir bir adamın Yaratan tarafından seçilmesi sonucu ortaya çıkmış, düşüncesel ve fikirsel bir köle isyanına verilen isimdir. Adaleti savunduğunu iddia ettiği halde kadına saygı duyulmayan, hırsızlık yapanın elinin kesilmesini emreden, paranın önemsiz olduğunu söylediği halde cihadı emreden çelişkiler içerir.”

Bu cümleler, çok rahat bir şekilde bir gayrimüslimin sözleri zannedilebilir. Dine açıkça küfreden ve bunu adeta görev bilinciyle yapan kişiye, geniş hakaret hazinenizden en nadide parçaları sunarken tereddüt bile etmezsiniz. Sözlerinin yanlışlıklarını suratına bağırırken bir ibadetin coşkusunu bile hissedebilirsiniz belki. Peki ya bunu yapan bir Müslüman ise. O vakit yine bu kadar rahat konuşabilir misiniz?

Dünyada, düşünen varlığın ilk yaratıldığı zamandan itibaren daima bazı muhalif görüşler, gotik bakışlar veya “boş vermiş”  fikirler vardır. İnsanlar misali, düşünce akımlarının da benzer ve farklı yönleri mevcuttur. Tabii ki bu zıtlık zaman zaman fikir savaşlarını da beraberinde getirmiştir. Avrupa’da yaşanan Reform ve Rönesans hareketlerinden sonra iyice farklı dallara ayrılan bu düşünce akımları, zamanla bizim insanımızın temiz fikirlerini de kirletmiştir tabii olarak.

 Avrupa kendi dininin mezarını kazdıktan ve tarihe gömdükten sonra, yeni gelen mezhepler de ruhlarını –haliyle- tatmin etmeyince, bu boşluğu kendilerinin uydurduğu beşeri düşüncelerle doldurmaya, adeta yeni dinler üretmeye başladılar. Hümanizm ile başlayan bu düşünce üretme devrinin zamanla iyice cılkı çıkarılarak romantizm, deizm gibi kendi kendiyle çelişen tuhaflıklarla dolup taştı. Yalnız üstünden geçtiğimiz bu olayların gelişi güzel bir akım çılgınlığı şeklinde olmadığını belirtmekte fayda görüyorum. Zira bu adı geçen olayların hiçbiri tesadüfi değil; bilhassa bilerek ve akıllıca yapılmış, zaten bozulmuş dinlerinden bezen Avrupa toplumunun yıkanmış beynine herkes kendi doğrusunu empoze etmeye çalışmıştır.

Tabii ki komşusu bu halde olan İslam âlemine de bu akımlar ağır ağır sızdı. Aslında İslam oldukça kıskanç bir dindir. İnsan aklında kendisinden başka kimseyi kabul etmez ve insanın kendisiyle beraber başka şeyleri misafir etmesine de müsaade etmez. Kendi doğruları net bir biçimde doğrudur ve sorgulanamaz. Bu kulağa mantıksız gibi gelse de bunu şöyle açıklamanın sağlıklı bir anlamayla sonuçlanacağı kanaatindeyim: “Mantık” konusunu içeren matematikte nasıl dört işlem veya sayılar asla şekil değiştirmiyorsa, İslam’da da bazı gerçekler sorgulanamaz. İşte sorun burada başladı zaten. Zavallı İslam âlemi o gelişmiş(!) Batı Medeniyetinden onların göz bebekleri olan düşünce akımlarını aldı ve bu şekilde gelişeceğine inandı.

Fakat dediğimiz gibi bu akımlar İslam’a uymadı. Yine de caymayan kararlı ve bir o kadar zavallı bizler gelişmeyi kafaya koymuştuk ve “Madem bu düşünceler İslam’a uymuyor, biz de İslam’ı düşüncelere uydururuz!” diyerek tarihin en büyük hatasını yaptık. Kusursuz inen, saf ve temiz İslam’ı o iğrenç düşünce posası saçmalıklarla bir kefeye koyduk. İslam’ın muhteşem görüntüsünü kirlettik, billur sesini gürültüler arasında bıraktık. Böylece ne o düşünce akımlarını takip edebildik ne de İslam’ı koruyabildik.

Bazı insanlar bunun farkına vardılar ve imanın elden gideceğinden endişelenmeye başladılar. Lakin daha yeni edindikleri ve gıcır gıcır olan düşüncelerini de terk etmek istemiyorlardı. Bu durumda ikisini birleştirdiler ve öncekinden de beter bir çorba yaptılar. O saçmalıkların Güllerin Efendisi’nin getirdiği din ile olan %1’lik benzerliklerini mazeret gösterdiler ve aslında kendi düşünceleriyle İslam’ın benzer -hatta iyice yoldan çıkanlar da aynı- olduğunu söylemeye başladılar.

Özellikle Kapitalizm ve Komünizm toplulukları İslam ile kendileri arasındaki benzerlikleri öyle utanmadan söylediler ki günümüzde “Komünist Müslümanlar”, “Kapitalist Gençler” diye topluluklar kuruldu. Ancak artık birilerinin buna dur demesi gerekiyor. Farklı düşünceye sahip olanları İslam, tarihte hiçbir zaman dışlamamış, hor görmemiştir fakat İslam ile kendi saçmalıklarını birleştirmek düpedüz küfür ve dini tahrip etmek demektir.

İslam mükemmeldir. Allah İslam’ı mükemmel bir şekilde indirmiştir. Peki öyleyse neden kendi bile ne dediğini anlamayan bir adamın söylediği şeyi İslam ile birleştirme ihtiyacı duyulur? Eğer “Tamamlamak için.” der isek düpedüz küfre düşmüş oluruz. O zaman niçin? Burada tek seçenek kalıyor geriye. O savunduğu düşünce akımını İslam’dan yüce görmeli insan. Noksanı tamamlamak için kullanıyor demektir düşünce akımını.

Bir de bu, düşünce akımlarının ortasında boğulurken bizler, farklı bir mantık daha peyda oldu. “Muhafazakârlık”. İlk baktığımızda gayet düzgün ve hatta olması gereken bir halde görünürken aslında olmaması gereken bir şeydir. İslam zaten Müslümana dinini korumasını emreder. Hatta dinini korumak için cihad eder. Lakin günümüz Türkiye’sinde işler öyle bir raddeye ulaştı ki nüfusun %99 Müslümanken yalnızca %50’si kendine muhafazakâr diyor. Şimdi bu tabloda hangi %50 daha hatalı, ona bakmak lazımdır. İslam muhafaza etmeyi emrettiği halde kendini buna zorunlu görmeyen ve bunu alenen reddeden kesim mi, yoksa sanki İslam’da hiç böyle bir şey yokmuş da o zehir gibi(!) kafalardan sonradan üretilmiş bir “muhafazakâr” armasını göğsünde taşıdığını düşünen kesim mi?

Muhafazakâr ya da değil, insan hiçbir şartta ve ortamda sanki İslam eksikmiş yahut noksanmış gibi hareket edip onun üstünü kendi ürettiği düşüncelerle bezeyip güzelliğini kapatamaz. Çünkü bu İslam’a apaçık bir hakarettir. Ya İslam yani “teslim” olursun ve O’nun öğüt ve yasaklarına aynen uyarsın ya da uymazsın. Aslında olay bu kadar basittir ve ikinci bir ihtimal de yoktur. “Biraz uyayım” deme şansı tanınmaz. Ya hep ya hiç… “Hiç” diyen insana diyecek kelamımız yok ama “Hep” diyen zat-ı muhterem: Kendi “–izm” lerinle Peygamberin izini örtme.

MUSTAFA YASİR ERDEM
GDP 2. KADEME



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>