Pages

Categories

Ara



Bilgi Toplumu Olmak…

Bilgi Toplumu Olmak…

8 Ekim 2014
Öğretmen Yazıları
Henüz yorum yapılmamış

Bilgi çağı; 20.yy ikinci yarısından itibaren başlayan, ABD, Japonya ve Batı ülkelerinin öncülük ettiği bir çağdır. Ve bu ülkeler gelişmiş ülkeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Sanayi çağının etkisini hızlı bir şekilde üzerinden atarak, bilgi çağının önemli enstrümanlarını geliştirerek dünyaya yön vermeye başladılar. Başlayan, icat eden, üreten ve geliştiren bu ülkeler olunca da sonuç ister istemez dünya devletlerine yön veren önemli aktörler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Aslında tarım toplumu da bir bilgi çağıdır. Çünkü üretmek zihinsel bir sürecin sonucudur. Toprağın üretkenliğini öğrenmek ve onu geliştirmek te zihinsel bir süreçtir. Değişen şey ya da farkına varılan şey ise insan zihninin sınırlarının olmadığı bilgisine ulaşmamızdır. Bu da Rabbimin gücü ve kudretinin bir göstergesidir.

Gelişmekte olan ve kendini sanayi toplumların ürünleri ile avutmaya çalışan ülkemiz için bilgi çağı çok da inandırıcı gelmemektedir. Çünkü somut bir alan değil. Tamamen soyut işlemsel bir alanın ürünü olduğu içindir. O yüzden daha internet ve bilgisayara karşı katı duruşlarımız devam etmektedir.

Tabi ki bilgi denince zihin gelir akla. Zihin denince kavramlar gelir. Kavram denince okumak gelir. Yani bilgi çağının tek kaynağı okumaktır. Okumaların olmadığı bir dünyada, bilgi toplumundan bahsedemeyiz.

Bilgi çağının ayrıntılarına girmek istemiyorum. Devasa bir gelişim. Zihnin ürünü olan bir çağı bu toprakların insanı olarak zihnen algılayamamaktayız. Bu da demektir ki daha fırın ve ekmek serüvenimiz devam edecektir. Çünkü bilinen bilgi toplumundaki insan tanımına henüz yaklaşmış değiliz. Bilgi toplumunun insanı; tahlil, sentez, araştırıcılık müteşebbislik, objektiflik, pratik üretken düşünce, problem çözme ve karar verme, hüner ve teknikleri, gerektiğine grup çalışmasına adapte olabilme, etkili konuşma, etkin takdim, rapor yazma ve sunma tekniklerini çok iyi bilen insanların özellikleri olarak tarif edilmektedir

Çok iddialı olacaktır belki ama ülkemiz olarak bilgi çağını yakın bir gelecekte daha hızlı sahipleneceğimizi düşünüyorum. Çünkü savaşların top tüfekten dijital alana geçince, teknolojiyi etkin kullanma, beden gücünün yerine zihin gücünün baskın olduğu, gücün bilgide olduğu gerçeğini idrak etmemize neden olacaktır. Artık ana babalar çocuklarında para merkezli olmaktan bilginin sahibi olmayı önceliyeceklerdir. Güç; para da mı bilgide mi sorusunda yatan cevabın; bilgi olmadan paraya ulaşmanın, kullanmanın ve kar’a geçmenin olamayacağıdır

Ülke olarak bilgi çağını yakalamak adına devlet politikasının değiştirilmesi gerekir. Araştırmaya , geliştirmeye ve teknolojiye ayıracağımız bütçenin artması gerekir. Politikaların bu yönde şekillenmesi gerekir. Sayısal verilere çok hakim olmamakla beraber ihtiyacımızın olduğu çok net olarak gözükmektedir.

Değişimin başlangıcının belki de toplumca bilimsel duruşa önem vermekle olacaktır. Bilimsel düşünce hayatımıza ne kadar hakim olursa o kadar bilgi çağını erkenden ve etkin olarak yakalamış oluruz.

Tekerin icadıyla başlayan küçük bir alan hakimiyeti, bir tuşla dünyayı elinin içine almaya kadar geldi. Bütün bunlar bilgi ile oldu. Bundan sonraki çağ ne olur, şu anki bilgi dağarcığımızla öngöremiyoruz!!!

Recep DAĞDEMİR
Psikolojik Danışman



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>